Image via WikipediaHerkes tarafından çok kabul görmese de, Mp3lerinizi, resimlerinizi, dosyalarınızı artık internette depolamak yavaş yavaş alıştığımız bir uygulama haline geliyor. Mesela mantar gibi türüyen “Collaboration” uygulamaları, Google Documents‘ın önlenemez yükselişi. The Cloud denilen bir yer haline geldi internet artık. Bu da eski tip mal sahipliği görüşünü neredeyse yerle bir edecek kadar büyük bir hadise.
Ama tabi hiç te öyle olmayabilir. Bu yenilikler, internetin doğası sebebiyle (ve tabii ki insan doğası), zaten oturmuş olan ticaret, dağıtım, müşteri gibi kavramları tehdit ediyor. Ve işinin büyük bir kısmını bu nereye yerleştireceğimizi bilemediğimiz fiziksel dünyada gerçekleştiren şirketler de kendilerini savunmak için ellerinden geleni yapıyor.
Tabi bu bakış açısı, bilgisi bu konularda çok ta fazla olmayan bana ait. Herkes bambaşka şeyler söyleyecektir size The Cloud hakkında. Ama işte ne olursa oluyor, herşey ahlaki bir seçim haline geliveriyor. Bu blogda yaptığım şey hırsızlık, Robin Hood‘luk ve paylaşım gibi bir çok ahlaki söylemlerle yargılanabilir. Ama hiçbiri tek başına yetmeyecek ne olup bittiğini anlatabilmek için.
MP3Tunes ise bu hikayede başka bir sayfa. Sitenin yaptığı şey çok basit. İnternette MP3lerinizi depolayabileceğiniz bir depo işlevi görüyor. Dosyaları kimseyle paylaşamıyorsunuz. İnternette yayınlayamıyorsınız (sitede böyle bir işlev yok). Yalnızca kendi şifrenizle yükleyip, indirebiliyorsunuz. Hal böyle olunca, EMI‘nin siteye dava açması alttan alta bu adamların ne düşündüğünü gösteriyor. “Müziğinizi internete koyamazsınız, hatta CD’nizden Mp3 bile kopyalayamazsınız.” Bu CDden Mp3 rip etme, bir süre önce RIAA tarafından açılan bir davada gündeme gelmişti. RIAA, CDden Mp3 kopyalanmasına değil, bunların Paylaşılan Dosyaların içine konmasına karşı dava açtığını söylese de, belli ki hiç te böyle düşünmüyorlar.
Ama bütün bunlar ayrıntı. MP3Tunes‘un bize sağladığı hizmet, internette kendi paramızla kuramayacağımız bir depolama alanını bedava olarak sağlamak. Bu da demektir ki, herhangi bir fiziksel depolama ihtiyacı olmayacak satın aldığımız ürünler için. Bir çok formül var bu sonsuza kadar kopyalanabilen dijital ürünlerin yayılmasını engellemek ve kontrol altına almaya yönelik. Ama iş çoğunlukla hala bir kopyala-yapıştır kadar kolay. Önüne geçilmesi zor görünse de, eğer bilgisayar ile olan ilişkiniz Facebook‘tan ibaretse, bir gün internet sağlayacımız TTelekom internetten ne indirip, internete neyi yüklediğimizi kontrol etmeye kalkarsa, bu tip bir paylaşımı sürdürmek için çok daha fazla şey bilmemiz gerekecek. TOR kullanmayı öğrenmek, IP‘mizi saklamak gibi bir sürü teknik bilgi.
Bu tip bir internet sağlayıcı düzeyinde kontrol ise, olmayacak şey değil. Hatta oldu, itiraz edildi, hükümetler tarafından teklif edildi, yine itiraz edildi. Bir çeşit devrilme noktasındayız gibi sanki. Ya da benim alanım bu konular olmadığı için tahmin edemiyorum sonucun ne olacağını. Ama böyle bir değişim zamanında yaşamak çok heyecan verici.
MP3Tunes davası ise çok büyük bir olasılıkla EMI’ye istediği sonucu vermeyecek. Ama herkes verilen mesajı alıyor. “Bugün olmazsa yarın!”
Bekleyip göreceğiz.

